ne zamandır bununla ilgili yazacaktım, resmi görünce aklıma geldi.
iki kişi birbirini aynı anda severse şans oluyor tamam falan ama bu bir boka yaramıyor. asıl nokta iki tarafın birbirini aynı şekilde sevmesi ki milyonda bir ihtimal galiba. ilişkiler bu yüzden bitiyor zaten. çünkü sevgi, fedakarlık, ilgi, aşk, bunların hiçbiri karşılıksız yapılmıyor ve karşılığının da denk olması gerekiyor.
öyle olmadığında önce bir taraf ötekine ayak uyduruyor bir süre, sonra sıkılıyor. o yüzden aslında bize kapasitesinin çok üstünde sevgi vermiş insanları bile kötü hatırlayabiliyoruz. uyumsuzluğuyla…
hayat matematik ve mikroekonomide öğrendiklerimi karşıma çıkarıyor hep ya da bilimi yaratırken aşktan kopya çekmişler :o
i’ll try to fix you :)
(Source: id3ntify)
- Reblogged from b-aisemain
Reblog
Like- 122 notes
- Permalink
Share- |
- coldplay
- fix you
- chris martin
in fact, the stupid fairy tale is logical… shoes could fit someone else too and you would have a different life.
who can tell us it would be worse than this one?
there can be more than one princess in the kingdom, who knows…
Bazen karşındaki seni suçlarken, aşağılarken susuyorsun. Aslında sen daha fazlasını bilirken, elindeki koz daha güçlüyken, onu dağıtabilecek kadar kuvvetliyken. Düşündüğün, umursadığın onu dağıtmak değil aksine her şeyi bir arada tutabilmek oluyor çünkü. İntikam alayım derken tüm gemileri yakmamak için susuyorsun. Elindeki kozun gücünden eziliyor ve susuyorsun. Elinin fazla kuvvetli olmasının da kötü yanları var…
O çözülebileceğini umduğu için konuşur, sen çözümü olmadığını bildiğin için susarsın.
Fazla güçlü olmak iyi değil, ezici…
Sorunlar çoğu çözülmez, inkar edip görmezden gelmek daha pratik ve etkili.
- eskilerden.
malt - deprem
senden bi açıklama gelmeden, ben bu evi terk etmiyorum.
Bazen merakıma yenilip öğrenmemem gereken şeyler öğreniyorum. Sonra da kendime soruyorum: “Ben bunlarla nasıl yaşayacağım şimdi?”
Hiçbirimiz aptal değiliz, hiçbirimiz saf değiliz. Sadece bazen susuyoruz, bazen görmezden geliyoruz, bazen içimizde eziyoruz. Belki kırmamak, belki kaybetmemek, belki de başka öaremiz olmadığı için… Kırıp dökenlerin, umursamadan ezip geçenlerin ya da sessizliğimize kananların unuttuğu bir şey var. Her insan bir yere kadar eğilebilir, dayanabilir, susabilir. Kaçarken duvarla karşılaşan kedi bile, en son noktada döner, şişinir ve tırnaklarını çıkarır, belki de ilk kez cesaretle saldırır. O yüzden kimse kendini kurnaz sanmasın, kimse kimse kimseyi zavallı ya da çaresiz görmesin, cepte bilmesin. Gerçek bir ahmaklıktır bu. Her şeyden önce ne Allah, ne evren gözden kaçırmaz. Hiçbir şey hiçkimsenin yanında kar kalmaz. Eken, en sonunda ektiğini biçer. Kısa günün karları, garibin sırtından kazanılan ya da aldatılan sevgili… Er ya da geç olması gereken olur ve ilahi adalet, kusursuz düzen yerini bulur.
--Aret Vartanyan
ben saçımı toplayınca bile çirkin oluyorum, bi de şu kadına bak :/
kesinlikle bir sınırım ya da ölçüm yoktur. hepsinin itinayla bokunu çıkarırım.
Geçtiğimiz perşembe, msgsü’de bülent ortaçgil konserindeydim. onun şarkılarını yazdım: tık tık
life is a wonderland… if you can keep playing.
(Source: media-cdn.pinterest.com)
- Reblogged from girlinwolfskin
Reblog
Like- 2,658 notes
- Permalink
Share
” Bütün Kadınların Kafası Karışıktır. ”
Az ya da çok bütün kadınların kafası karışıktır çünkü erkekler gibi yalın düşünmezler. Yalın ya da bazen yüzeysel diyelim; bizim lügatta. Bütün kadınlar bazen kararsızdır; hafızalarının bir yerinde daha önce yaşadıklarının kırıntısı vardır halı altına süpürülmüş ama yok edilememiş..
Bütün kadınlar tedirgindir bazen; okyanusları geçer derelerde boğulurlar. Beklenmedik anlarda müthiş soğukkanlı olur; gördükleri en ufak ilgide paniğe kapılabilirler.
Bütün kadınlar (günümüzde) evlenme telaşında olmasalar da;geldikleri yaşın farkında olmasalar da; okuldaymış gibi gezseler, hobiymiş gibi çalışsalar da; babalarına torun vermek isteyebilirler zaman zaman; sırf bu sebeple allak bullak olabilirler..
Her ne kadar genellemelere inanmasalar da; karşı cinsi genelleyebilir, kalp kırıklıklarının acısını alakasız birinden çıkarabilirler; hepsini kötü, düşüncesiz ya da güvenilmez zannedebilirler hayatlarının bir bölümünde.
Bütün kadınların kafası karışıktır biraz..
Yaptıkları zeki hamleler onlara yalnızlık olarak geri dönebilir; bu sebeple, oynamayı öğrenirler az da olsa; hep değil zaman zaman.
Bütün kadınlar umursar, sezer, şüphe duyar, saçma sebeplere inanmaz, gözünüzden anlar olan biteni aslında ama bi kez daha boş yere sorar, kalbi kırılır ya da ilgi, şefkat ister farklı dozlarda.
Bir verip bir alan, ne istediği asla tam olarak anlaşılamayan kısaca yoran karşı cinsleri; sürekli konuşan, yersiz ve zamansız kıskanan hemcinsleri yüzünden karışıktır kafaları.
Kime güveneceklerini bilemez; sonunda sadece kendilerine güvenmeye karar verirler; o zaman da sertleşir, toleranssızlaşırlar ister istemez. Dinginlik ararken daha da karışırlar; yalnızlığa alışırlar, daha kompleks bir hal alır ve zeki hamlelerine geri dönerler. Dolayısıyla yalnızlığa iyice batarlar..
Bütün kadınların kafası karışmasın da ne halt etsin; karşılarında onlardan süper kahraman olmalarını bekleyen adamlar varken, güzel olmaları, hamarat olmaları, gerektiği kadar ve doğru yerde zeki olmaları gerekirken, hep bakımlı, hep istekli, hareketli, eğlenceli, uyumlu olmaları gerekirken ne yapsınlar..
Kıskanç olmayacak, anlayışlı olacak, yeri geldiğinde her türlü sohbete adapte olabilecek, yeri geldiğinde dışında kalıp sadece hizmet edecekken, çocuk doğuracak, hamileyken diğer güzel kadınlarla başa çıkmak zorunda kalacakken ne yapsınlar; düşünmeyip de ne halt etsinler.
Karışmasın mı kafaları ?
--Ece Temelkuran
hayat bana karşı bazen çok cömert. malzemeyi önüme yığıyor: “al ecenur, eğlen, bokunu çıkart dilediğin gibi, ne yaparsan yap, ne halt yersen ye.” diyor. kendimi tutamıyorum.
bir gün verdiklerini misli misli geri alacak ya, o gün geldiğinde ne yapacağımı hiç bilmiyorum.










